16 Temmuz 2014 Çarşamba

Büyü Rüya - 17.07.2014

17.07.2014 saat 04:00 sularında ancak uyuyabildim ve çok enteresan rüyalar gördüm. Mutlaka yazmam gerektiğini düşünerek sabah sabah işe gitmem gerektiği halde kahvaltıdan feragat ederek bilgisayarı açıp derhal bir blog açtım ve wordpad sayfasına rüyayı not alıp kaydetmeye başladım.
Rüyada kendi köyümde yaşıyorum. Ama köyde bir savaş sürüyor ve ben de içine dahil olmak durumundayım. Köyün aşağı mahallesinde, anneannemlerin evin oradayız. Saldırı güçleri karşısında tahta büyük bir odanın arkasında savunma durumundayız. Ben tamamen çaylağım ve çok heyecanlıyım çünkü ne savaşmayı biliyorum ve savaş aletlerini kullanmayı. Yanımda deneyimli birisi var ve bana ok kullanarak onlara yardımcı olmamı söylüyor. Ben ise elime balta almak istediğimi, onunla savaşmak istediğimi belirtiyorum. O ise "Sen asil soydansın, bir kere eline balta alırsan bir daha köle soyundan sayarlar seni" diyor. Bu sebeple mecbur ok kullanmaya yöneliyorum. Aslında rüyada asil sınıf normal insanlar şeklinde , köle sınıfı ise asker sınıfı gibi görünüyor; yani bildiğimiz bir asil-köle sınıfı durumu yok.
Oku elime alıyorum ama oyuncak gibi, çok küçük ve okları da kısa ve cılız. Yanımdaki kişiler saldırının 6 veya 7 aşamalı olacağını ve aslında kolay bir savunma olacağını, gene de işi öğrenmem amacıyla yardımcı olmam gerektiğini söylüyorlar. Bir nevi oyunlardaki aşamalı savaşlar ve very easy zorluk seçeneği gibi. Tam o esnada saldırı da başlıyor ve korkudan elimdeki ekipmanla ok atmaya başlıyorum. Karşıdan saldırı geliyor, ben etkisiz de olsam birşeyler yapmaya çalışıyorum. Bir süre sonra normal ebatlarda ok buluyorum ve onu kullanmaya başlıyorum. Bir noktadan sonra saldırı gerçekten zorlamaya başlıyor, ben kapının kanadının yan kısmına sığınıyorum fakat büyüsel güçlere de sahip daha güçlü savaşçıların yardımıyla kolayca savuşturuyoruz. Saldırının ilk etabı bitiyor. Hala çok korkuyorum savaş mevzularından. Bir şekilde buradan sıvışmam gerektiğini düşünüyorum. İkinci saldırı başladığında işler daha da zorlaşıyor, ben de az önceki örnekten öykünerek zorlandığım bir noktada büyüyle gelen saldırıyı durdurmayı başarıyorum. Bundan biraz cesaret alıyorum ve kaçıp gidebileceğimi düşünüyorum. Büyüyle durdurma gücü uygulayarak buradan (köyde aşağı mahallede anneannemlerin evi ama ev elbette çok farklı) çıkıyorum.
Yol boyunca farklı saldırılar oluyor ama ben duvarlama büyüsü yaparak hem saldırıları hem saldırganların yola girmesini engelleyebiliyorum. İnanılmaz bir büyü gücüm olduğunu keşfediyorum. Hala büyü konusunda tecrübesizim ama hem bana saldıranlar hem de ben sınırsız bir potansiyele sahip olduğumu görebiliyoruz. Hani normal büyücülerin belirli büyüleri ve mana adı verilen büyü atma dayanımları vardır ya, o sınırlamalar bende yok gibi. Olmasını istediğim şeyi büyü şeklinde gerçekleştirebiliyorum.
Köyde kendi eski evimizin olduğu yere (aşağı mahallenin üstleri, ortalara yakın) geliyorum. Köyde çok saygı duyulan ve güçlü bir büyücü var. Evde kız kardeşim büyü gücümle istersem o büyücünün yardımcısı olabileceğimi söylüyor. Ben ise o büyücüden çok daha güçlü olduğumu söylüyorum. Hemen o esnada o büyücü içeri giriyor, herkes saygı ve korkuyla geri çekiliyor. Ama ben hiç korkmuyorum. Uzanıp hemen elimi öpmeye yelteniyor, izin veriyorum. Beraber çalışabileceğimizi söyleyip 3 tane 100'lük, 3 tane 10'luk para veriyor bana. Bu çok büyük para, günümüzdeki 330 lira gibi 155 dolar kıymetinde değil de adeta bir servet değerinde. Parayı alıyorum ve tam büyücüyle konuşmaya başlayacakken rüya bitiyor.
İlk rüyadan sonra heyecanla uyanıyorum, beynim uyanık halde rüyamdaki detayları kendince tamamlamaya devam ediyor. Büyücüye dünyada kalıcı barışı getirmek için çalışacağımızı falan söylüyorum. Etkileyici bir rüya gördüğümün farkındayım ve bunları yazmam gerekir diye düşünüyorum. Bu kadar uzun bir rüyayı parçalar halinde görmüşümdür diye düşünüyorum. Çünkü rüya yazdıklarımdan daha uzun ama hem unuttuğum hem yazmaya değmeyecek aksiyon kısımları var. Bu tuvalet molasından sonra hemen yatıyorum.

İKİNCİ RÜYA

Avrupa tarafından İstanbul'a doğru seyahat halindeyiz. Bizim köyün oralardan da geçiyoruz ama rüyanın ilk kısmından daha farklı bir konumdan başladığım ortada. Büyü güçlerimi kullanmak istemiyorum çünkü kullandığım anda belirli bir çevrede özel güçleri olan insanlar büyü yapıldığını fark ederse başım belaya girebilir.
Seyahatte ilerleyip İstanbul'a varıyoruz. İstanbul, günümüz İstanbul'undan hem coğrafi hem yapı olarak farklı durumda. Coğrafi olarak İstanbul adalar topluluğu (archipelago - civilization oynayanlar bilir) şeklinde. Hem orta çağ, hem günümüz figürleri mevcut. Günümüz benzeri köprülerle adalar birbirine bağlı ama genel mimari orta çağ yapısında. Bu manzaraya rüya esnasında uzunca baktım ama detaylara hakim değilim şu an.
Bir gemide olduğumuzu fark ediyorum o anda ve gemiyi karaya, bir köprünün yanına yanaştırıp bağlıyoruz. Çağatay (yap-poz.com) beliriyor o anda ve geminin önüne bağladığı tahta takoz ve lastiklerin fazla dayanmayacağını, onlar giderse de ayvayı yiyeceğimizi çünkü gemiyi limana bağlayamacağımızı söylüyor. Takoz ve lastik günümüzdeki arabalı feribotların benzeri bir yapıda yastıklama sunuyor. Gerçekten de Çağatay bir gemi için son derece dandik ve basit takoz-lastik bağlantısı yapmış ama sesimi çıkartmıyor ve pek ilgilenmiyorum. Hemen ardından Erdem beliriyor (yap-poz.com) köprünün ayağının dibinde suyun dibini görebileceğimiz söylüyor. Suyun aslında çok temiz olduğunu ama dalgalı olduğundan çamurlandığını fark ediyorum. O yüzden suyun dibini göremeyeceğimizi düşünüyorum. Bir süre bakınıyoruz, sonra su biraz temizlenir gibi oluyor ve ya suyun dibi ya da köprünün bir gölge oyunu oluşuyor, tam emin olamıyorum. Erdem de bu manzarayı bana işaret ediyor ve ben onay veriyorum.
Oradan çıkıyoruz ve karada dağılıyoruz. Ben dükkanlara bakarken buralarda büyü yapmaktan kaçınırsam iyi olur diye düşünüyorum. Mecbur kalmadıkça büyü yapmamaya yemin etmişim adeta. Mini tiyatro sahnesi gibi dükkanlar var ve kızlar dans benzeri gösterilerle izleyenleri beraber olmak için davet ediyorlar. Bir tanesini gözüme kestiriyorum ve yanına gidiyorum. Beni elimden tutup bir odaya sürüklüyor. Odada sadece yatak var, yatağın üzerine yan yana oturuyoruz. O esnada dışarıdan sesler geliyor ve kız içeriye polis/asker (bu kısmı tam hatırlamıyorum) gelirse kuzen olduğumuzu söylememiz gerektiğini belirtiyor. Ben ise çok sıkışırsam büyü yaparak atlatırım diye kendimi rahatlatıyorum ve rüya burada tamamen bitiyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder